04 Mayıs

2-3 Mayıs 2019 tarihleri arasında Esenyurt Üniversitesi’nde ‘Birinci Uluslararası Güvenlik ve Strateji Sempozyumu: Türkiye ve Rusya Arasındaki Bilişsel, Teknolojik ve Ekonomik İşbirliği’ Sempozyumu düzenlendi. Sempozyum’un protokol açılışında bir konuşma

2-3 Mayıs 2019 tarihleri arasında Esenyurt Üniversitesi’nde ‘Birinci Uluslararası Güvenlik ve Strateji Sempozyumu: Türkiye ve Rusya Arasındaki Bilişsel, Teknolojik ve Ekonomik İşbirliği’ Sempozyumu düzenlendi. Sempozyum’un protokol açılışında bir konuşma yapan Rusya Federasyonu İstanbul Başkonsolos Yardımcısı – Müsteşar Dmitry Evdokimov, Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin son yıllarda ileriye dönük önemli bir gelişme sağladığını kaydedip çağdaş Rus-Türk münasebetlerinin kısa özetini yaptı. Konuşmasının tam metni aşağıda okunabilir:

Sayın Esenyurt Üniversitesi Başkanı Orhan Özyurt,
Sayın Dekan Prof. Dr. Sait Yılmaz,
Saygıdeğer katılımcılar,
Değerli konuklar,
Esenyurt Üniversitesi yönetimine ve sempozyumun organizasyonunda emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum. İki gün sürecek ‘Rus-Türk ilişkileri’ konulu toplantıya değerli görüşleriyle katkı yapacak konuşmacılara ve katılımcılara şükranlarımı sunarım.
Rusya ve Rus-Türk ilişkilerine akademi çevreleri tarafından gösterilen ilginin kendiliğinden besleniyor olması çok sevindiricidir. Başkonsolosluğumuz, ikili ilişkilerimize adanan böyle kapsamlı bir toplantıya davetiye aldığı zaman çok memnun kaldı ve bu davetiyeyi büyük bir memnuniyetle kabul etti. Maalesef, Başkonsolosum, İstanbul’da Rusya’dan gelen bir sürü heyetin bulunduğundan dolayı sempozyuma şahsen gelemedi. O yüzden hepinize derin saygılarını ve hürmetlerini iletmemi istedi, ve iyi söyleşileri diledi.
Sempozyumun konusuna geçerek Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin son yıllarda ileriye dönük önemli bir gelişme sağladığını kaydetmek isterim. Ticaret ve ekonomiden enerjiye, askeri-teknik işbirliğinden kültürel ve insani diyaloga birçok alanda pozitif dinamikler görülmektedir. İki ülke arasındaki bölgesel işbirliği çerçevesinde, Suriye'de durumun stabilize edilmesine ve ülke içi ihtilafın çözülmesine yönelik harcanan ortak çabalarının olumlu sonuçlarını ayrıca vurgulamakta fayda var.
İkili ilişkilerdeki canlılık ve yükseliş, yoğun olan ve karşılıklı güvene dayanan siyasi diyalogun sayesinde mümkün olmaktadır. İki ülkemizin önünde duran ortak hedeflerin tamamlanması ve özellikle de meydana gelebilen güçlüklerin aşılmasına, Rusya Devlet Başkanı ile Türkiye Cumhurbaşkanı arasındaki düzenli temaslar yardımcı oluyor. Bu temasların karşılıklı saygıya ve yapıcı yaklaşımlara dayanması da çok önemli. Zaten başarının sırrının bu olduğunu söyleyebiliriz.
Son üç yıldaki ikili görüşme trafiği, 2015’te yaşadığımız krizin öncesindeki rekorları kırmıştır. Sadece ülkelerimizin başkanları, 2018’de 7 baş başa ve 18 telefon görüşmesini gerçekleştirdiler. Bu yılın ilk üç ayında ise artık 3 yüz yüze ve 4 telefon görüşmesi yapıldı. Dışişleri, savunma, ekonomi, enerji ve diğer kilit bakanlıklarının yönetimleri düzeyindeki temaslar da, aynı sıklıkta yapılmaktadır. Aynı zamanda da bu temasların ayırıcı niteliği, sadece dış tarafı ve yüksek trafiği değil – hep özlü nitelikte ve sonuç odaklıdır. İkili görüşmelerin odağında Rusya ve Türkiye’nin milli çıkarlarıyla birlikte ortak bölgemizin barışı, güvenliği, huzuru ve istikrarı bulunmaktadır.
Ticaret ve ekonomi alanlarında da yüksek dinamikler var. 2018 yılında Rusya ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi bir önceki yıla kıyasla %15,7 artarak 25,5 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye, Rusya’nın dış ticari ortakları arasında 6. sıraya çıktı. Böylece, ikili ticaret hacminin artmaya devam ederek 2013 yılında ulaşılan rekor seviyeye kademeli olarak yeniden çıkmaktadır. Bu gelişme oldukça memnuniyet vericidir. Ülkelerimizin hükümetleri, ekonomi ve ticaret işbirliğinin geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi yollarını incelemektedir. Eminiz ki ortak çabalarımız, ticari ve ekonomik göstergeler bakımından bizi yeni rekorlara getirecektir.
Türk müteahhitleri Rusya pazarında aktif bir şekilde çalışmaya devam etmektedirler. Onların tarafından bugüne kadar toplam değeri 70 milyar doların üzerinde 2000’e yakın proje hayata geçirilmiştir. Türk inşaat firmaları, Rusya'da 2014 Dünya Kış Olimpiyatları ve 2018 Dünya Futbol Şampiyonası için bir sürü altyapı projeleri başarıyla yerine getirdiler.
İki ülke arasındaki karşılıklı yatırımlar 20 milyar dolar düzeyinde bulunmaktadır.
Son yıllarda Türkiye’ye gelen Rus turist sayısı belirgin bir şekilde artmıştır. 2017’de ulaşılan 4,7 milyonluk rekor 2018 yılında 6 milyonla yenilenmiştir. Rus turistler, Türkiye'ye giden yabancı turistlerin yüzde 15'ini oluşturuyorlar. Aynı zamanda Rus turistlerinin Türkiye’ye ilgisi sadece geleneksel Antalya plaj tatiliyle sınırlı kalmıyor. Türkiye’yi ziyaret eden vatandaşlarımızın arasında ülkenizin zengin kültür ve medeniyet mirasını seven, Türk tarih ve halk kültürünü araştıran çok insan var. Tabii, bunda Rusya’da son yıllarda çok seyredilen Osmanlı İmparatorluğu’nu anlatan Türk sineması ve özellikle de dizilerin önemli bir payı olabilir. En azından böyle de söyliyorlar. Ama bence, bu ana neden değil. Sadece İstanbul’u geçen yıl 600 000 Rus ziyaret etti.
İki ülkemiz arasındaki kültür, turizm, eğitim, bilim işbirliğimizin gelişimine bu yıl gerçekleştirilen Rusya-Türkiye Karşılıklı Kültür ve Turizm Yılı’nın bir ivme kazandırması beklenmektedir. Çapraz Yılı 8 Nisan’da Moskova’da Bolşoy Tiyatrosu’nda Türk yapımı ‘Truva’ operasının gösterisiyle açıldı. Rus medyasındaki yorumlara göre ve bu muhteşem gösteriyi seyretme fırsatı yakalayan meslektaşlarımın benimle paylaştıkları izlenimlere göre Türk yönetmenler ve sanatçılar, ‘Truva’ gösterisiyle, Türk modern opera ve tiyatro sanatının gerçekten yüksek seviyesini net ve parlak bir şekilde gösterdiler.
Ayrıca enerji alanında geliştirilen Rus-Türk işbirliği üzerinde de durmak istiyorum. Bu işbirliğinin gerçekten de stratejik mahiyet taşıdığını söylersek abartmış olmayız. Rusya, Türkiye’nin en büyük ve en sağlam doğalgaz tedarikçisidir. Geçtiğimiz yıl Rusya, Türkiye’ye 24 milyar metre küp gaz ihraç etti. Bu miktar, Türkiye’nin ihtiyaçlarının neredeyse yarısını karşılamaktadır.
Yine bu süreçte Türkiye, Rusya’nın güvenilir bir ortak olduğunu gördü. 1987 yılında enerji alanında başlayan işbirliği süresince Rusya bir kez bile güvenirliliğinin sorgulanmasına yol açabilecek bir harekette bulunmadı. Günümüz Rus-Türk ilişkilerinin yakın geçmişte yaşanan en zor döneminde bile bizim ülkemiz, Mavi Akım ve Balkanlar’dan gelen hat üzerinden gaz tedarikini istikrarlı bir şekilde yapmaya devam etti. Söz konusu kritik günlerde Rusya gaz tedariki konusundaki devletlerarası anlaşmaların maddelerini yerine getirdi. Enerji alanında aşama aşama ve başarılı bir şekilde gelişen Rus-Türk işbirliği, Rusya’yı enerji güvenliği alanında tehdit olarak göstermeye çalışan bazı küresel aktörlerin provokasyonlarına sağlam temellere dayanan iyi bir cevaptır.
Türk Akımı adlı yeni doğalgaz boru hattının hayata geçirilmesi de Türkiye’nin Rusya’dan aldığı doğalgaz miktarını arttıracak ve böylece, Türkiye’nin kalkınan ekonomisi için gereken koşullar sağlayacaktır. Bu günlerde Türkiye topraklarında deniz altı borularıyla karadan geçecek olan borular birbirine bağlandı. Bu yıl sonuna kadar Türk Akımı boru hattının faaliyete geçeceğini planlıyoruz.
Enerji alanında geliştirilen bir başka proje ise Rusya’nın Türkiye’de Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yıl dönümünün kutlanacağı 2023 yılında santralin ilk blokunun hayata geçirilmesi planlanmaktadır.
Siz uzmanlara enerji alanında geliştirilen adı geçen önemli projelere yalnızca ekonomik açıdan değil, daha geniş perspektiften bakmanızı teklif ediyorum. Rus tarafı, Mavi Akım, Türk Akımı, Akkuyu gibi projeleri hayata geçirerek yalnızca bu projelere değil, Rus-Türk ikili münasebetlerine de yatırım yapmış olacaktır. Rusya bunu güney komşusunun siyasi ve ekonomik istikrarından ve Rus-Türk münasebetlerinin gelecekte de sağlam bir şekilde gelişmeye devam edeceğinden emin olduğu için yapmaktadır. Bu kadar stratejik projelerin hayata geçirilmesi, söz konusu yaklaşım ve en önemlisi de karşılıklı güven olmadan mümkün olamazdı.
Aynı yaklaşım, Türkiye’ye S 400 füze kalkan sistemlerinin teslimatı projesi için de geçerlidir. İlk füzelerin teslimatı bu yaz beklenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’ne başka modern Rus askerî teknolojilerin satışı da gündemdedir. Türkiye’nin kendi millî savunma sanayisini geliştirmesiyle birlikte – ki son yıllarda bu yönde gözle görülür başarılar elde edilmektedir – Rus askerî teknolojilerini satın alması, bizim güney komşumuzun savunma gücünü daha da arttıracaktır.
Rusya ile Türkiye arasında karşılıklı saygı çerçevesinde geliştirilen başarılı işbirliği, bölgenin de çıkarına olduğu gibi önemli olumlu sonuçlar da vermektedir. Suriye’deki işbirliği, buna en büyük örneği oluşturmaktadır. Rusya ve Türkiye’nin İran ile birlikte Astana formatı çerçevesinde attıkları sorumluluk yüklü adımlar, Suriye’deki durumun nispeten iyileşmesini sağladı, Suriye’de uzun vadeli istikrarın kurulması için bir temel oluşturdu, Suriye iç siyasi sürecin ilerlemesi için şartlar yarattı.
Kendi konuşmamda yapmaya çalıştığım günümüz Rus-Türk münasebetlerinin kısa özeti, günümüzde bizim ülkelerimiz arasında sağlam şartlarda çok yönlü işbirliğinin geliştirildiğini göstermektedir. Bu işbirliğinin özellikle potansiyeli de göz önünde bulundurularak bundan sonra da geliştirilmeye devam edilmesi, yalnızca Rusya ve Türkiye halklarının değil, bizim ortak bölgemizin de çıkarınadır.
Dikkatiniz ve sabırlarınız için teşekkür ederim.